14 Ağustos 2015 Cuma

Eric the King (Fantasy Premier League) - Week 1

Uzun bir yaz tatili sonunda Premier Lig, dolayısıyla fantazi ligimiz, geçen hafta sonu oynanan maçlarla açıldı. İlk maçlar sonunda şampiyonluk adıyı takımların henüz hazır olmadığı oynanan maçlar sonucunda yaşadıkları puan kayıpları ve maç içerisinde tatmin etmeyen futbolları ile dikkat çekti. Tony Pulis,nam-ı diğer hoca efendi, yönetimindeki West Brom deplasmanından 3-0 gibi rahat bir galibiyet alan Manchester City' i, çok erken bulunan ekstra goller nedeniyle ilk maç üzerinden hazır olduğu şeklinde değerlendirmenin yanlış olacağı kanaatindeyim. Bu hafta sonu oynanacak Chelsea maçı onlar ile ilgili yorumların daha sağlıklı yapılmasına olanak sağlayacaktır. Gelin Premier Lig takımlarını bir kenara bırakıp, fantazi ligimizde yönettiğimiz takımlara şöyle bir bakalım. Geçen senelerde Yahoo' nun sitesinden oynadığımız ve her sene yapılan ufak değişikliklere çabuk adapte olduğumuz fantazi ligimizi, Yahoo' nun aldığı karar sonucunda, senelerdir aradığımız, tüm kurallarını belirleyebileceğimiz Fantrax sitesine taşıdık. Bu fantazi ligi puanlamamızda çok köklü değişikliklere(serbestliğe) olanak sağladı. Yaptığımız seçimle belirlenen benim de dahil olduğum yönetim kurulunun uzun ve yoğun çalışmaları sonucunda puan dengesini sağladığımızı düşünüyorum. Tek soru işareti nokta henüz yeni tanıştığımız sitenin oyuncu fiyatlarının dengesi konusu. Umarım bu konuda da bir sıkıntı yaşamadan dengeli bir sezon geçiririz. Bu sitede ilk kez oynayacağımız fantazi ligimizde draft olsun, boştaki oyuncuların alımı olsun, takımların birbiri arasındaki transferleri olsun, oyuncu puanlamaları olsun, fiyat/puan dengesi olsun, vb. tüm açık noktaları kapatmak için elinden gelen gayreti gösteren yönetim kurulundaki arkadaşlarıma, Yahoo' ya bu sene dükkanı kapattıkları ve dolaylı olarak bize bu siteyi tanıma şansı verdikleri için teşekkür eder ve ilk hafta sonunda 100 puan üzerinde alan iki arkadaşımızı(Onur ve Levent) tebrik ederek açılışı yapalım.

Takım Seçimi

İlk haftaların hem takımların hazır olmaması hem yeni çıkan takımların tam tanınmıyor olması hem de yeni transferlerin ne verip ne vermeyeceğinin bilinmemesi nedeniyle biraz şansın yardımıyla puan toplayacağız. Ağustos sonunda takımların oturacağı ve bizim ligimizin takımları hakkında net fikirler oluşacağı kanaatindeyim. Bunu 11 oyuncunun 8' ini en yüksek puan getiren oyunculardan oluşturmuş ve ligin ilk 2 sırasına yerleşmiş Onur ve Levent' in başarısını gölgeleyecek bir konu olarak yorumlanmamasını rica ediyorum. Bu onların takımlarının potansiyeli ve kadro kurmadaki becerilerinin birleşimi olarak bir miktar şansın da yardımıyla ortaya çıkmış bir sonuçtur.  Takım seçimi tablosunda görülebileceği üzere bu iki takım doğru kadro kurmak ile kalmayıp ligin en yüksek potansiyel puanına sahip iki takımı olarak da dikkat çekiyorlar. Bunun yanında Anıl' ın puan potansiyleninin %80' sini tutturarak 4. sıraya yerleşmiş olması onun kadro seçimindeki başarısının yanında takımın potansiyelinin çok da fazla olmadığı yönünde onu uyarır nitelikte. Bunun farkında olduğunu da iki haftadır boşta bulunan oyunculara yönelik yaptığı transfer çalışmaları ile görüyoruz. Takım seçimi tablosunda en dikkat çekici nokta ise uzun bir süre Yahoo fantazi ligini domine eden ve artık fantazi oyunlarında efsane olmuş Kemal' in ilk haftayı oyuncu seçimlerinde %55 gibi düşük bir yüzde ile sonuncu tamamlamasıdır. Kemal' in yeni oyuna alışması ve istatistiki çalışmaları ile yakın zamanda toparlanacağını ve üst sıraları zorlar noktaya geleceğini düşünüyorum. Bir başka dikkat çeken nokta ise takımımın yüksek potansiyeline karşın toplam alabileceğim potansiyel puanın %45 gibi çok düşük bir yüzdesini almam. İlk haftanın günahı olmaz diyor ve diğer istatistiki bilgilere geçiyorum.

Toplam puanları gördük, gelin bir de bu puanları hangi alanlardan geldiğine bakalım.

Kategorilere Göre Puan Dağılımı

İlk hafta olması nedeniyle çok fazla kaleciler üzerinde durmayacağım. Diğer oyunculara baktığımız zaman, goal scoring kategorisinde Onur' un açık fark attığını görüyoruz. Bu eğer oyuncuları bu formalarını devam ettirirlerse iyi, saman alevi gibi bir parlar bir söner bir durum ise Onur için istikrarsızlık tehlikesini işaret etmekte. Chance Creation kategorisinde ise Mutlu ve Zafer' in üstünlüğünü, Kemal,Volkan ve Anıl' ın ise zayıf kaldıklarını görüyoruz. Defending kategorisinin lideri Volkan iken hemen arkasından benim takımım gelmekte. Bu kategoride Zafer' in neredeyse puan almadan ilk haftayı tamamladığı dikkat çekiyor. Ofansif, yaratıcı ortasaha arayan Zafer acaba yanlış bir transfer politikası mı güdüyor, asıl odaklanması gereken defansif ortasahalar mı düşünmesi gereken nokta. Possesion kategorisinde Mutlu' nun üstünlüğü görülmekle beraber bu kategorideki en yüksek en düşük arasında çok büyük puan farkının olmaması nedeniyle bu kategorinin lig sıralamasında çok küçük etki yapacağını söyleyebilirim. Team Success kateforisinde Cem' in liderliği dikkat çekerken, oyuncuların oynadığı takımların neredeyse hepsinin kaybetmesi sebebiyle Mutlu' nun bu kategoride ilk haftayı eksi (-) puanla tamamladığını görüyoruz.

Oyuncu pozisyonları bazında takımların kazandıkları ortalama puanlara baktığımızda;

Pozisyona Göre Puan Dağılımı
hem potansiyel hem de kazanılan puanlara göre en fazla puan getiren pozisyonların defanslar ve ortasahalar olduğu sonucunu çıkartabiliriz. Kaleci seçimlerinde çok eksi(-) göreceğimiz ve doğru seçimlerin fark yaratabileceğini ilk hafta puanlarına bakarak söyleyebilirim. Forvetleri gol atmadıktan sonra bal yapmayan arıya benzetebiliriz, maksimum getirecekleri 6. Gol atacak forveti bulmak, bu sene daha da önem kazanmış durumda.

Evsahibi/Deplasman

Evsahibi takımlardan daha çok oyuncu seçileceğini öngörmek için abdal olmaya gerek yok sanırım. İlk hafta bazı takımların deplasman oyuncularına yöneldiğini gözlemlesek dahi ilerleyen haftalarda evsahibi/deplasman dengesi kurulacak ve %60-%40 oranlarına ulaşacaktır.

Son olarak ilk hafta seçtiğimiz oyuncuları kadromuzdaki en iyi 11 ile kıyaslayan görseller ve bu haftanın en iyi 11' i, en kötü 11' i ve kaçırdığımız en iyi 11 görelim.







Not: Son saha görselleri yeni çıktı, beğenirseniz tüm saha görsellerini artık bu şekilde yayınlarım.



13 Ağustos 2015 Perşembe

Expendable Youth*

17 yaşında Nottingham Forest’ta kaptanlık pazu bandı verilen “genç orta saha”; 2002 yılında o yıllara göre oldukça yüksek bir rakam olan 5 milyon pounda Newcastle United’a transfer olduğunda sadece 18 yaşındaydı. O sezon ligi üçüncü bitirecek olan Newcastle, ilk beş hafta sona erdiğinde sadece bir galibiyet alabilmişti ve daha sonra vereceği röportajlarda sezon başındaki o dönemi kabus olarak değerlendiren genç yıldız, bu transferin kendisi için yanlış olduğunu, bu takımda oynayabilecek kapasitede olmadığını düşündüğünü, çok zor zamanlar geçirmekte olduğunu ifade edecekti. Hocası Bobby Robson gelip bu maç oynuyorsun dediğinde ligin 6. haftasıydı ve oynayacağını söylediği maç, adını Newcastle ve Sunderland şehirlerini ayıran nehirden alan “tyne-wear” derbisiydi. Maçı 1-0 kazanan tarafta yer alan o genç futbolcu bunun kendisi için en zor sınav olduğunu, bu maçtan sonra kendine olan güveninin artarak devam ettiğini ve 2015/16 sezonu açılış haftasında oynanan Arsenal-West Ham maçından bu yana yaklaşık bir haftadır İngiltere basınında ismi geçen Reece Oxford’un da aynı şeyleri hissettiğinden emin olduğunu söyleyecekti. "Genç orta saha" o sezon 23 maça çıktı ve defansif bir orta saha olmasına rağmen 6 gol kaydetti. Ve sezon sonunda yılın genç oyuncusu seçildi. İşte uzun zamandır yazacağım bu konuyu hatırlatan da, o zamanların “genç orta saha”sı Jermaine Jenas’ın hafta içinde Yahoo Sports internet sayfasında okuduğum yazısı oldu.

Her ne kadar olağanüstü bir performans göstermese de Oxford hakkında bu kadar konuşulmasının sebebi Arsenal gibi bir takıma karşı 16 yaşında ilk 11’de sahada olması ve 67. dakikada yerini yaşlı kurt Nolan’a bırakana kadar “sırıtmayan” bir performans göstermiş olması. Şansı ise gençlere önem veren hocalardan biri olan Bilic’in takımın başında olması. Ama herkes onun kadar şanslı değil. Belki de doğru tercih yapamıyorlar demek gerekiyor. Çünkü geçen sene sonunda büyük takımlar tarafından da ilgilenilen Oxford tercihini West Ham’da yana kullandı. 21 yaşında Swansea’de üst düzey performans gösterdikten sonra 2012 yılında yıldızlar topluluğu M. City’nin yolunu tutan S. Sinclair, nerdeyse 3 yıllık sürgünden bu sene Aston Villa’ya transfer olarak kurtuldu. Aynı sene aynı yaşta Everton’un genç yıldızı  J. Rodwell yine aynı şekilde City’e gitti. 2 senede sadece 11 maça çıkabildi ve 2 senelik hayalkırıklığının ardından geçen sene Sunderland’e transfer oldu. Uzun zamandır büyük takımlar transfere inanılmaz bütçeler ayırıyor ve takım sahipleri bu harcamaların geri dönüşünü hemen görmek istiyor. M. City başta olmak üzere United ve Chelsea bu alanda başı çekiyor. Menajerleri riskten –belki de mecburen- kaçınıyor, gençlere güvenmek yerine isim yapmış, kendini kanıtlamış oyunculara yöneliyorlar. Paul Pogba ve Gerard Pique’nin hikayeleri başlı başına ibretlik. Chelsea De Bruyne’ü aldı, oynatmadı, kiraya gönderdi. Şimdi City onu almak için 50 milyonu gözden çıkarmayı düşünüyor. Bertrand’ı aldı, oynatmadı, Southamptona kiralık gönderdi. Southampton’da çok iyi performans gösterdi, Chelsea’de yerine alınan F. Luiz ise bekleneni veremedi ve başarısız bir sezonun ardından Atletico Madrid’e geri gönderildi. M. United elindeki genç defanslara güvenemedi, Rojo’yu aldı. Bence büyük potansiyele sahip ileri uç oyuncusu Wilson’a ise şans vermek yerine bir sene boyunca bitik Van Persie ve Falcao'ya tahammül etti. Büyük takımlar arasındaki istisna ise Wenger. Her zaman gençlere şans veriyor ve onlara güveniyor. Uzun zamandır başarıyı yakalayamamış olmasının sebebi ise gençlere güvenmesi değil takımdaki abi eksikliği. Rodgers (Ibe, Gomes, Flanagan) Pochettino (Kane, Bentaleb, Mason), Sherwood (Okore, Grealish), ise bu anlamda olumlu işler yapan menajerlerden.



Premier Ligin, yıldız futbolcuların birinci tercihi olmadığı transfer dönemlerinde daha net anlaşılıyor. Belki de sırf bu yüzden alt yapıya önem vermek, gençlere daha fazla şans vermek çok daha önem kazanmış durumda. Çok uzun yıllar boyunca milli takımın ortasahasında Gerrard - Lampard yan yana oynar mı oynamaz mı tartışmalarından ziyade onları zorlayacak bir tane bile sağlam orta saha yetişmemiş olmasının tartışılmış olması gerekirdi.  İlk olarak 19 yaşında oynatılmaya başlanan Bale’ın nerden nereye geldiğini, gözümüzün önünde nasıl bir futbolcuya dönüştüğünü izlemek inanılmaz keyifliydi. Bu nedenle Sterling, Barkley, Kane, Stones, Grealish, Ibe gibi oyuncuların sayısının artması, önlerinin açılması, gelişimlerinin devam edebilmesi için her türlü imkanın seferber edilmesi gerekir ve bu husus aynı zamanda ligin kalitesinin artması için elzemdir. 


12 Ağustos 2015 Çarşamba

Menajerlerimizi Tanıyalım

Eric The King 2015/16 - Menajer Karakteristikleri adıyla yaptığımız anketimiz ilginç sonuçlar verdi. Ligimizde mücadele eden 9 elit menajeri biraz daha yakından tanımak ister misiniz?


Önemli Not: Yorumlar, anket sonucunda ortaya çıkan puanların yansımasıdır.





2013/14 sezonunun "neredeyse" şampiyonu. Bu gidişle hep bu şekilde hatırlanacak. Futbolu biliyor, işini görecek kadar oyuncudan da anlıyor. Kanatsız melek olmasa da içinde biraz insanlık var. Fakat ne bir futbol takımını çekip çevirecek kadar becerikli, ne de pozisyonunu riske atacak kadar cesur. Tam bir orta sıra takımı menajeri.




Ortisinin dengeleyicisi adeta. Sistemden, taktikten pek çakmıyor. Oyuncu bilgisi kıraathanede emeklilerle muhabbet çevirecek kadar. Ne yeteri kadar becerikli, ne de şansını deneyecek kadar cesur. Ama öylesine seviliyor ki, dostlarının sırtında yükselebilir.

Fantezi dünyasının bug'ı. Futbolun F'sinden anlamıyor. Sokakta Messi'yi görse tanımaz. Önüne top yuvarlasanız iki ayağıyla birden vurmaya kalkar. Fakat öylesine maharetli ki değil İngiltere futbol ligi, Bangladeş kriket ligine de girse zirveyi zorlar. Tertemiz bir kalbi var ve hamleleri 100 metreden tahmin edilecek kadar garanti. Fakat onu yenmek çok zor.

Ondan kimseye kötülük gelmez. Şampiyon olsa kimse üzülmez. Ama o kadar uzak bir ihtimal ki.. Eski futbolcu olduğu için taktik, teknik yerinde. Fakat oyuncunun iyisinden anlamıyor ve işini kendi göremeyecek kadar beceriksiz. Oyuncu destek ünitesine bağlı yaşıyor. Onun için önemli olan yarışmaktı.

İşte bu ligin bölüm sonu canavarı. Oyuncunun hasından en iyi o anlıyor. Futbol bilgisi yerinde ve şapkadan tavşan çıkartacak kadar becerikli. Hiç risk almıyor ve kazanmak için her türlü pisliğe, üçkağıda başvuracak kadar insanlıktan çıkmış. O adeta tüm hücreleriyle kazanmaya programlanmış bir makine.

Nam-ı diğer Mad King. Çılgınlığı öyle bir seviyede ki, herkesin kumar gördüğü şey onun gözünde garanti. Oyuncu bilgisi vasat, futboldan hiç anlamıyor ve beceriksiz. İyi bildiği tek bir şey varsa o da üçkağıt, hile, hurda. Bu meziyetlerle birçok menajerden başarılı olması ise ayrı bir tartışma konusu.

Ligin Sülün Osman'ı. Herkes ondan çekiniyor. Sinsilik ve kumarbazlığıyla ucuz başarı peşinde koştuğu düşünülse de, aslında futboldan en iyi o anlıyor ve oyuncu bilgisi hat safhada. Bir de bütün bu özellikleri birleştirip başarıya çevirecek becerisi olsa..

Üç koyun emanet etsen üçünü de kaybedecek adam işte o. Neresinden tutsan elinde kalıyor. Oyuncu bilgisi bilgisayar oyunlarından ibaret. Futboldan anlamıyor. Zerre kadar becerisi yok ve devamlı macera peşinde koşuyor. Onu bu çukurdan çıkaracak tek şey diğer menajerlerden yardım alıp kendini geliştirmek gibi gözüküyor. Bir de kendisine uzatılan yardım elini ısıracak kadar hain olmasa..
Ligin ağır toplarından. Oyuncu bilgisi yeterli, teknik taktikten az biraz anlıyor ve gayet becerikli. O da eşeğini sağlam kazığa bağlayanlardan. Riski hiç sevmiyor. Bu özelliklerle başarı belki yarın, belki yarından da yakın. Onun sıkıntısı insan ilişkileri. Aslında özünde iyi bir insan ama yine de dikkatli olmakta fayda var.

8 Ağustos 2015 Cumartesi

Haftanın Konuğu*: 2015/16 Sezonu Açılış Maçı İzlenimleri


*Asir Gongem - Gongem United Teknik Direktörü, 08.08.2015

Arap sermayesi ve İngiliz aristokrasisinin birleşimiyle ortaya çıkan aşırı görgüsüzlüğün eseri İngiltere Premier Ligi sonunda başladı. Bu bizim meselemiz değil tabi ki paraları var ki harcıyorlar.


Evet EPL, Manchester United ile Tottenham Hotspur arasındaki aşırı zevksiz müsabakayla başladı. Manchester’da ilk dikkatimi çeken futbolcu, diğerlerine göre ucuz sayılacak bir ücretle transfer olan Darmian oldu. Gösterişsiz futbolunu hızlı rakipler karşısında kademe becerisiyle birleştirebilecek mi merak konusu. A. Young’ın istekli oyunu ilk 11’de bir süre daha şans bulabileceğini gösterdi. İlk Yarıda çektiği şut dışında herhangi bir varlık gösteremeyen J. Mata’nın, birkaç hafta sonra forma yüzü göremeyeceği kanaatindeyim. M. Depay ise ikinci Robinho vakası olmak istemiyorsa fizik kalitesini mutlaka arttırmalı. W. Rooney’i dövseniz de santrafor pozisyonunda oynayamaz, mutlaka ortasahaya veya kanatlara gelip oyun kurmak isteyecektir, bu nedenle Manchester’ın Rooney’nin yanına mutlaka bir forvet alması Şart gibi görünüyor. Ilk maçla birlikte yorum yapmak için erken biliyorum ama bu maça ve geçen seneye bakacak olursak Manchester’ın şampiyonluk yarışı içinde yer alması,, bu kadar üretkenlikten uzak futbolla çok zor.



Gelelim yetenekli, ancak henüz rüştünü ispat edememiş futbolculardan kurulu Tottenham’a. Geçen senenin en çarpıcı performanslarından birini sergileyen H. Kane, tüm çabasına rağmen kondisyon ve mentalite olarak maça hazır olmadığını gösterdi. Bunun, Hakkındaki transfer söylentilerinden kaynaklandığı muhakkak ama maç esnasında sorumluluk alma ve takımın lideri olma konusundaki arzusu birkaç hafta içinde onu tekrar İngiltere’nin esas gündemine taşıyacaktır. Yetenekli genç isimlerin başında gelen Eriksen ise Yıldız statüsüne yükselmek için daha çok çalışmak zorunda yoksa maçın 15 dakikası ya da koca ligin ilk beş maçında iyi oynayarak yıldız olamayacağının farkına varması lazım. Son derece çalışkan ve faydalı iki bekine rağmen, ki Davies son derece iyiydi, belli bölümlerde maçtan tamamen kopan futbolcularla Tottenham’ın, ligin büyük bölümde de aynı sorunu yaşarsa ilk 5'e gireceğinden son derece şüpheliyim.

Son olarak, İngiltere Premier Ligi isminin para harcarken çıkan “Çar Çur” sesinden geldiği söylenir bu arada bedava bilgi vereyim.

Kimseye karışmayın!!

4 Ağustos 2015 Salı

Draft Sonrası Takımlar İle İlgili Gereksiz Bilgiler

Heyecanla beklediğimiz draftı, geçen Perşembe günü yaklaşık 3 saatte bitirdik. Draft esnasında arka 3' lünün bekleme yaptığına dair çokça eleştiri oldu. Gelin draftın istasyonlarına şöyle bir göz atalım :


Yandaki tablodan görüldüğü gibi draft sıralamasının son 3' ünde bulunan, benim de dahil olduğum grup draft sırasında en fazla süreyi harcamış ve diğerlerini bekletmişlerdir. 14. turda Gael Clichy (Orçun), 16. turda Franck Tabanou (Onur), 18. turda Christian Atsu (Onur), 19. turda Younes Kaboul (Volkan) ve 21. turda James Morrison (Anıl) seçimleri tüm draft boyunca en kısa sürede (4 saniye) yapılmış seçimler olarak kayıtlara geçti. Seçim süresinin bitimine 33 saniye kala (4 dakika 27 saniye) 9. turda Levent tarafından Rayed Mahrez seçimi ise tüm diğer seçimlerden açık ara en uzun süren seçim olarak dikkat çekti.










Gelelim draft sonrası oluşan takımlarımıza. 23 kişilik kadrolarımızı oluşturduk. Sadece ortasahada fazla oyuncu olması nedeniyle Levent' in kadrosunu 22 kişiye düşürmesi gerekmiştir, fakat istatikler seçilen 23 oyuncu baz alınarak yapılmıştır.



Yaş ortalaması 27' in üzerinde iki takım var ve bu iki takımın bir başka ortak özelliği fantazi ligimizde şampiyonluğa ambargo koymuş iki takım olmaları. Deneyim ve olgunluk belki de  başarılarının anahtarıdır, ne dersiniz?
"Halk Cephesi" takımı en genç kadro olarak gençlik ateşi ile yanıp kavruluyor. Bakalım bu dinamizm ile şampiyonluk yarışında söz sahibi olabilecekler mi?










Ligimizin en genç futbolcusu "sivastapol onu" nun 8 Aralık 1995 doğumlu 19 yaşındaki Jordon Ibe olacak. Kendisinin ismi draft değerlendirmelerinde çokça geçti, bakalım bu baskıyı kaldırıp takımının şampiyonluk yarışında ekstra katkılar verebilecek mi?
Dillere pelesenk olmuş bir diğer isim Tim Howard da draftta seçilenlerin en tecrübelisi olarak dikkat çekiyor. Kafalarda Dünya Kupası performansı mı yoksa geçen sene Everton performansı mı soruları dolaşıyor. Lakin ben bu oyuncu seçiminin "Konfedarasyon" takımının tamamen birşeyleri ispat kumarı olduğunu ve bu yanlıştan en kısa sürede döneceğini düşünüyorum. Kısa zaman sonra tüm merak edilenlere nam-ı diğer "sakallı" cevap verecektir.












İşte merakla beklenen o konu : Burçlar!


Balık burcuna yüklenen "Czech Streets' Fukers" ve "Halk Cephesi" takımlarına bir dost tavsiyesi, vazgeçin. Balık burcundan topçu çıkmaz. Yol yakınken çıkartın elinizden bu adamları.
Burçlar konusunda uzmanlık yapmış "Amadou Diallo" nun seçimleri tam olarak burçlar ile futbolcuları eşleştirmede cevap anahtarı olarak kullanılacak bilgiler içeriyor. Aslan-Balık-Boğa-Yengeç-İkizler yanına yaklaşmadığı burçlar iken Yay-Akrep-Koç havada kaptığı burçlar olmuş. Üstüne söz söylemeye gerek yok, adam pro.


























































Takım tercihlerimizde West Ham takımının en az tercih edilen 2 takımdan biri olması dikkat çekici. Bilic' e güvensizlik mi yoksa Big Sam' e saygı mı ben tam olarak çözemedim. Diğer az tercih gören takım tam olarak bilinmemesi ve nasıl oynayacağı çok tahmin edilememesi nedeniyle Bournemouth oldu.
Çok normal şekilde şampiyonluk yarışın veren Chelsea, ManU, ManC, Liverpool, Arsenal oyuncuları en çok rağbet gören takımlar oldu, bu seçimler, rotasyonu bol uygulayan ManU' dan 16, ManC' den 15 ve Liverpool' dan 14 adam alınmış olması, ilerleyen zamanda rotasyona gireceği belli oyuncuların freeye düşürüleceği şeklinde yorumlanabilir. Şampiyonluk yarışı veren takımlardan fazla oyuncu seçimini anlarım fakat Swansea' den 13 oyuncunun seçilmiş olması çok normal değil. Swansea' nin bu sene süpriz (olumlu/olumsuz) yapacağı şimdiden garanti.

Son olarak tercih ettiğimiz uyruklara bir göz atalım.




İngiliz ve İspanyol ağırlıklı bir draft olduğunu görüyoruz. İngiliz futbolu ile ilgili sürekli eleştiri yapan, İngiliz takımlarının başarılarını takımdaki İngiliz oyuncu sayısıyla ters orantılı olduğunu savunan bir arkadaşımızın en çok İngiliz futbolcu alması ise en büyük ironi olarak gözümüze çarpıyor. Madem beğenmiyorsun neden aldın diye sorarlar adama!
"Amadou Diallo" nun İspanyol almaması benim için haber değilken, "Iceman" in hiç İspanyol tercih etmemesi bir strateji midir tesadüf müdür irdelenmesi gereken bir konudur. Bu iki menejer İspanyolları kadrolarına almazken, "Gongem United" takımının yarısını İngiliz&İspanyol karması ile oluşturmuş.

Geri sayım başladı. Son 5 gün. Hepimiz oyuncularımızı görmek için sabırsızlanıyoruz. İlk maçlar sonrası bazı oyuncular için kafamızdaki soru işaretleri cevaplarını bulacak ve transfer piyasası haraketlenecektir.
Heyecanı bol bir sene bizleri bekliyor.
Haydi haftasonu gelsin artık....

3 Ağustos 2015 Pazartesi

English Premier League - Rakamlar & İlginç İstatistikler


2015 - 2016 sezonunun başlamasına 4 gün kaldı. Sayılı günler kala heyecan dorukta. İnternette kısa bir arama yapılarak kolayca ulaşılabilecek aşağıdaki bilgileri ise toplu halde durması ve kolay ulaşılabilmesi amacıyla buradan sizlere aktarmak istedim. 

1) 1992/93 sezonundan itibaren "English Premier League" olarak anılmaya başlanan ligde bu güne kadar hiçbir ingilimenajer şampiyonluk sevinci yaşayamamış.
2) 1992/93 sezonundan bu yana her sezon premier ligde mücadele eden sadece 7 takım var: Arsenal, Aston Villa, Chelsea, Everton, Liverpool, M. United ve Tottenham. Aston Villa -kuvvetle muhtemel- seneye bu istatistikte yer almayabilir.
3) Şampiyonluk kupaları gümüşten yapılıyor. Sadece 1 takım altın kupaya sahip. Bu altın kupa "invincibles" olarak anıldıkları 2003/04 sezonundaki şampiyonlukları sebebiyle Arsenal için hazırlanmış.
4) Ligde 100 gol barajı sadece üç takım tarafından aşılabilmiş
  * Chelsea 103 gol, 09/10 sezonu
  * M .City 102 gol, 13/14 sezonu 
  * Liverpool 101 gol, 13/14 sezonu
5) 2014/15 sezonunda, oyuncuları toplam 95 sarı kart gören Sunderland bu alandaki rekoru elinde bulunduruyor.  
6) Sunderland, kırmızı kart rekorunu da QPR'ye birlikte paylaşıyor: 2009/10 sezonunda toplam 9 kırmızı kart.
7) Ligde en fazla golün atıldığı maç 2006/07 sezonunda oynanan Portsmouth-Reading maçı. Toplam 11 golün atıldığı maç 7-4 Porthsmouth galibiyeti ile sona ermişti. 10 golün atıldığı ise 3 maç var. 2010/11 sezonunda 8-2 biten M. United-Arsenal maçı, 2011/12 sezonunda 7-3 biten Arsenal-Newcastle United maçı ve 2012/13 seonunda 5-5 biten M. United-WBA maçı. 
8) Premier Lig'deki en kötü performans ise Derby'ye ait. 207/08 sezonunda toplam 38 maçta sadece 1 galibiyet alabilen Derby sezon boyunca yediği 89 gole karşılık sadece 20 gol atabilmiştir. 
9) Futbolcu istatistiklerine gelecek olursak, bir maçta 5 gol atma başarısı gösteren sadece dört oyuncu olmuş: A. Shearer, D. Berbatov, A. Cole ve J. Defoe. Shearer'ın kariyerinde toplam 11 hat-trick mevcut. Hat-trick kelimesi ise sihirbazların şapkalarından tavşan çıkarmasından türetilmiş ve bu ifade futboldan önce kriket sporunda kullanılmış. Ligde en çok golü bulunan futbolcular:
   * 260 A. Shearer
   * 188 A. Cole
   * 185 W. Rooney
   * 176 F. Lampard
   * 175 T. Henry
10) Premier Lig tarihinin en fazla asist yapan futbolcuları ise sırasıyla:
   * 131 R. Giggs
   * 99  S. Gerrard
   * 96  F. Lampard
   * 94  W. Rooney
   * 89  C. Fabregas
11) Premier Lig'de en fazla clean-sheet yapan iki kaleci D. James (170) ve P. Cech (168). Dolayısıyla muhtemelen Cech kısa bir süre sonra bu rekoru  D. James'in elinden alacaktır.
12) Sarı kart görme rekorunu elinde tutan futbolcu ise 105 sarı kartla G. Barry.
13) Bu yada L. Suarez'den bahsedecek bir istatistiği özellikle aradım ve buldum. Art arda 4 maçta 2 ve üzeri gol atma rekoru L. Suarez'de. 

Özledik be abi...!



1 Ağustos 2015 Cumartesi

2015-2016 Fantasy Premier Lig Anket Sonuçları - Sıralama Tahminleri




Yukarıda görmüş olduğumuz tablo tahmin edebileceğiniz gibi kimin kimi kaçıncı sıraya yazdığını gösteren tablo. Yorum yapmayacağım. Verilen oylara göre:

Konfederasyon: Çoğunluk tarafından bu sezon da iddialı olduğu düşünülüyor. Sadece ben ve Levent ilk 5 içinde bitiremeyeceğini düşünmekteyiz. Kendisi dışında Onur ve Zafer tarafından da şampiyonluğun bir numaralı adayı olarak gösteriliyor.
Halk Cephesi: Genel kanı orta sıralarda bitireceğim yönünde. Hatta ortanın altında.
Czech Streets' Fukers: Mutlu ve Zafer hariç herkes, sezonu son iki içinde bitireceğini düşünüyor. Mutlu ve Zafer hariç dedim ama onlar da 6 ve 7 demişler.
Gongem United: Kendisi, şampiyon olurum demiş. Ama diğer katılımcılar pek aynı fikirde değil. Levent hakkında en iyimser tahminler Volkan (4. sıra) ve Onur'dan (6. sıra). Geri kalan herkes Volkan'la birlikte küme düşeceğini düşünüyor.
Amadou Diallo: İlk bakışta Zafer, Mutlu ve Kemal'in Onur'u gömdüğünü görüyoruz. Orçun 6. sırada bitirir demiş. Geri kalanlar ortanın üzerinde sezonu bitireceğini söylemiş.
VF Beerbarons: Volkan ve Levent 7. sırayı layık görmüş. Geri kalanlar -Cem hariç, 6- ligi üst sıralarda bitireceğini düşünüyor.
Iceman: İstanbul tayfası ve ben ligi alt sıralarda; geri kalanlar ise üst sıralarda bitireceğini düşünüyor. Hatta Levent Zafer'in ligi sonuncu bitireceğini iddia etmiş. 
In Memory Of "Chucho": Volkan ve Onur dışındakiler ligi ortanın üstünde bitireceğini belirtmiş. Onur'a göre Orçun bu sene ligi sonuncu sırada bitirecek.

* Bunun dışında kendini şampiyon olarak yazmayan 4 kişi var: Zafer, Volkan, Anıl ve Onur.
* Cem 3 kişi (Anıl, Volkan ve kendisi) tarafından şampiyonluğun en büyük adayı olarak zikredilmiş. 
* Katılımcıların yarısından fazlası -ve dahi kendisi- Volkan'ı sonuncu olarak yazmış.
* Anketin bir diğer kısmında yer alan "Halk Cephesi bu sene de sonunculuğun en büyük adayıdır" sorusuna "strongly agree" cevabı vermesine rağmen -sağolsun- beni burada 6.'lığa yazmış.

Katılımcılar tarafından yapılan tahminler doğrultusunda oluşan lig sıralaması aşağıdaki gibidir.


2015-2016 Fantasy Premier Lig Anket Sonuçları - IN MEMORY OF "CHUCHO" Değerlendirmesi

2015-2016 sezonu Fantrax sitesi üzerinden oynanacak olan fantazi futbol oyunundaki "IN MEMORY OF CHUCHO" adlı takımın yaptığı draft ile ilgili düşünceleriniz?


Risk almayı en az Onur kadar seven bir diğer arkadaş, geçen sene bunun bedelini fazlasıyla ödedi. Top picklerini sezon ortası gelmeden elden çıkarmak zorunda kalmıştı. Bakalım bu seneki kadrosu nasılmış.
Kalecileri çok iyi. Üçü de takımının as kalecileri. Fikstüre göre bazı maçlarda Courtois'yı yedeğe çekerek güzel puanlar -13 ortalama olmasa da- toplayabilir. 

Defansı diğer mevkilerine göre sırıtıyor. Bu sezon da yine tuttu kollarından getirdi Kolarov&Clichy ikilisini. Darmian, Van Gaal'in açıklamalarına bakılırsa sezonun yarısında oynamaz. Johnson'un artık ahı gitti vahı kaldı. Ferhandez, Morgan ve Dawson -gerçi hocaefendiye belli olmaz- ise puan getiren defanslar. 

Orta sahası fena değil. Silva, Ramsey ve Oscar ilk 5'teki takımın oyuncuları ve iyi puan getirmeleri bekleniyor. Belki Ramsey'den beklentimizi biraz daha düşük tutmamız gerekebilir. Geçen sezon bir alt ligde 15 gol atmış Ritchie ve sezon sonlarına doğru yükselen bir grafik çizen Albrighton da ilk fantazi takımında ilk onbiri zorlar.

Forveti ise şüpheli. M. United'ın olası bir forvet transferi halinde, Rooney biraz daha geriye düşebilir. Bu da doğal olarak Orçun'a puan kaybı olarak dönecektir. Walcott, Wenger'in takımında rotasyona girer. Sturridge iyileştiğinde zaten ben sezon sonu değerlendirmesini yapıyor olurum. 

Sadede gelirsek genel olarak kadrosu fena değil. Ancak çılgınlık yapma potansiyeli yüksek bir hoca olduğundan sezon sonunu tam kestiremiyorum. Her halükarda Zafer'in üstü olur.

"İnsan bazen en imkansız, en çılgın düşünceye, sanki bir şeyler olacakmışçasına öyle bir inanır ki, gerçek olması için olmadık fikirler geçer aklından." 1867. Dostoyevski. Kumarbaz.



2015-2016 Fantasy Premier Lig Anket Sonuçları - ICEMAN Değerlendirmesi

2015-2016 sezonu Fantrax sitesi üzerinden oynanacak olan fantazi futbol oyunundaki "ICEMAN" adlı takımın yaptığı draft ile ilgili düşünceleriniz?



Dengeli bir kadro, rotasyondan uzak -olduğu iddia edilen-oyuncular ve adeta sinirleri alınmış bir "Iceman". Geçen sezon 5 haftadan itibaren hiç ikincilik ve dördüncülük arasında gidip geldi ve ligi 3. sırada bitirdi.


Kaleci alanında çok farklı görüş mevcut değil, genel kanı iyi olduğu yönünde.  Hatta Mutlu "çok iyi" derken, sadece Volkan "kötü" demiş. Pantilimon geçen sezondan akıllarda kalan iyi kalecilerden. Mignolet'in performansı ise Liverpool'un bu seneki performansı ile doğru orantılı olacak. Foster'ın uzun süreli sakatlığında Myhill de bir diğer opsiyon olacaktır. Kaleci bölgesi bana göre iyi.

Defansı ise daha iyi. Taş gibi Ivanovic, Clyne'ı aratmayacağını düşündüğüm Soares, sürekli ileri çıkan Coleman güzel seçenekler. Ivanovic'in yanında Bacuna da takımımda görmek isteyeceğim topçulardan. Hocaefendi takımından Chester, Tottenham defansı Vertonghen de pastanın süsleri. Zafer'in defans bölgesi puanlamada lig lideri. En yüksek puanı ise kalecide olduğu gibi yine Mutlu'dan almış.

Orta sahası ise Volkan'ın orta sahasından sonra en düşük puana sahip. Sadece Henderson var. Colback draft edildiği sıraya göre sıradan bir oyuncu. Larsson duran topçu ama çok faul yapıyor ve kart görme olasılığı fazla. Mason, Coquelin ve A. "şerefsiz" Young rotasyon oyuncuları. Capue Watford'da ilk onbir olur ama nasıl performans göstereceği belirsiz. Bu nedenle Zafer'in en zayıf yeri orta sahası.

Forvette geçen sene patlama yapan HurryKane var. Diğer seçenekler zayıf. Kendisi her ne kadar kadrosunda 3 tane bile rotasyona girecek oyuncu olmadığını iddia etse de Gayle geçen sezon sadece 11 maçta oynadı ve Diouf'un da bu sene ilk 11 başlayıp başlamayacağı belirsiz; hatta zor. Zafer'i sadece Deeney'nin Austinvari performans göstermesi kurtarır. 

Sözün özü kaleci ve defans mevkisi iyi olsa da sıradan bir kadrosu var. Sezon sonunda kendisi için öngördüğüm yer 5.'lik ile 7.'lik arası. 




2015-2016 Fantasy Premier Lig Anket Sonuçları - VF BEERBARONS Değerlendirmesi

2015-2016 sezonu Fantrax sitesi üzerinden oynanacak olan fantazi futbol oyunundaki "VF BEERBARONS" adlı takımın yaptığı draft ile ilgili düşünceleriniz?


Gönüllerin şampiyonu Kemal, draftın ikinci turu bittiğinde sırasıyla D. Costa ve Baines'i almıştı ve "Kemal şampiyon" mırıltıları yükseliyordu. Draft bitti, kadrosu yanda. Bakalım gerçekten öyle mi. 

Takım içinde en yüksek ortalamayı defans bölgesi almış durumda. Her şeyden önce makina Baines ve geçen senenin yıldızı Trippier var. A. Williams, Skrtel ve Cahill de gayet iyi. Bence de defansı kuvvetli. Volkan ne gördü de "bad" dedi bu defansa, doğrusu anlayamadım.

Genel kanıyla doğru orantılı bir şekilde ben de en zayıf bölgesinin orta saha olduğunu düşünüyorum. Ruhsuz Özil oynar mı, belli değil. Jedinak yine belli bir seviyenin altına düşmez ama Cabaye'ın gelişiyle birlikte O'nda da rotasyon riski var. Kalanlar ise Mane, Ki, Puncheon, Willian ve Gueye. Dolayısıyla bu orta sahaya iyi demek pek mümkün değil.

Forvette bir numara D. Costa. Nam-ı diger Kostiiiii. Ancak ensesinde Falcao'nun nefesini hissedecektir. Hatta bence yarı yarıya oynayacaklardır. Firmino ise benim bu sene süpriz yapacağını düşündüğüm bir oyuncu. Fikrim, Liverpool'a katkısının Sterling'den fazla olacağı yönünde. Ancak Pelle'yi beğenmiyorum. Adebayor A. Villa'ya gider mi, gitse bile bir derde derman olur mu? Zor. P. Cisse de formayı kapabilmek için Mitrovic ve Perez'le mücadele edecek. Kosti'nin geçen sezonki performansını göstermesi ve Firmino'nun iyi oynaması şartıyla forvetlere fena değil diyebiliriz.

Genel kanı Kemal'in kadrosunun iyi olduğu yönünde. Volkan hariç. O, bu kadronun "kötü" olduğunu düşünüyor. Nedenlerini ilerde açıklar elbette. Kadrosunun aldığı puan 3,44. Yani en yüksek ikinci puan. Ben de Kemal'in bu sene ilk 3'te bitireceğini düşünmekteyim