17 Eylül 2013 Salı

Yatacak Yeri Olmayanlar: Ashley Young

A. Young denen sahtekar, herkes mimli Suarez'e yoğunlaşmışken yine kendini hatırlatmayı bildi. Haftasonu Manchester United - Crystal Palace maçında kendini yere attığı pozisyonda herkes benim de midem bulandı. Geçen sene QPR maçında kendini yere atmış, o pozisyonda Shaun Derry -hakiki emekçilerden- kırmızı kart görmüş ve hakem penaltı kararı vermişti. 3. gif'teki görüntü ise 2007-2011 yılları arasında 150'nin üzerinde formasını giydiği eski takımı Aston Villa'ya karşı oynarken C. Clark'a ayağını takarak kendini yere bırakıp takımına penaltı kazandırdığı görüntü ki söyleyecek söz bulamıyorum. 
Moyes kendisiyle konuşmuş, aman bir daha yapma demiş, ama bu konuşmanın etkili olup olmadığından da emin değilmiş. Lafa gel.
Kendini yere attığı tespit edilen futbolcuların kesinlikle en az 2 maç ceza alması gerektiğini düşünüyorum. Bunlar futbolun kanser hücreleri. Bunun gibi karaktersizler yüzünden haksız yere kırmızı kart gören futbolcuların da en azından sonraki cezaları kaldırılmalı. Hatta bana kalsa uyardın, ceza verdin, baktın olmuyor, hala emek hırsızlığına devam ediyor, futboldan men vereceksin. Gitsin Wythenshawe Parkın ordaki halı sahada yere atmaya devam etsin kendini. Utanmaz.






(Daha da izleyip, bu adama iyice söveyim diyenler için link: http://footballburp.com/magazine/top-6-ashley-young-dives/)

4 Eylül 2013 Çarşamba

Piksel Piksel Gol


Mancheste United vs. Sunderland 1996


Wimbledon vs. Manchester United 1996


Brasil vs. France 1998


Chelsea vs. Newcastle United 2012


Manchester United vs. Aston Villa 2013


Stoke City vs. Manchester City 2012

(daha fazlası için http://www.pixelreplay.com/)

30 Nisan 2013 Salı

Blue Birds or Red Dragons






Vincent Tan? Öncesinde tanıyanınız vardı belki bilmiyorum ancak benim yenice ilgilimi çekti. Gerçi benden önce yatsınamayacak kadar büyük bir kesimin ilgisini çekmiş. 2010 yılında 1,3 milyar dolarlık servetiyle Forbes milyarderler listesini oluşturanların ve ayrıca satın almış olduğu Blue Birds lakaplı Cardiff City' nin armasını ve lakabını değiştirerek, Cardiff' li kardeşlerimizin dikkatlerini çok önceden çekmişti Malezya' lı para babası.
Futbol klüplerini ticarethaneye çeviren ya da özellikle canlı canlı FM oyununa döndüren milyarderlerin eline geçmesi, özellikle de İngiltere' nin en üst liginden en alt ligine kadar yavaş yavaş para babaları tarafından ele geçirildiğini görmek, inanın beni ürkütüyor. Abramovich ile başlayan bu zengin işi moda, giderek büyümekte, umarım amatör ruhu öldürecek boyutlara ulaşmadan optimum bir noktada, fayda-zarar açısından belki daha çok fayda kısmında kalarak, kalacaktır.










Vincent Tan kardeşimiz de Cardiff City' i satın aldıktan sonra önce armasına, sonra forma renklerine, daha sonra lakabına el atmış, en son isim değişikliğine yeltense de neyse ki bu şımarık düşüncesinden kendi söylemine göre Cardiff City isminin takımın kimliği olması ve bu ismin takımın merkezinde bulunması gerektiğini düşündüğünden, bana göre ise hatrı sayılır sayıda taraftardan aldığı takımı desteklemeyi bırakmaya varan tepkiler nedeniyle vazgeçmiştir. Takımın ismini ne mi yapmaya çalışıyordu, tabiki Cardiff Dragons, başka ne olabilirdi ki!. Aynı açıklamalar altında takımın renklerini değiştirmenin, tahmin edebileceğiniz üzere mavi renkleri kırmızıya dönmüştür, pozitif bir etki yarattığından ve Cardiff City' nin başarıya götüreceğinden gururla ve büyük bir güvenle bahsetmekten kaçınmamıştır. Renk değişikliği üzerine konuşmak, bu açıklamalardan bir süre sonra ortaya konulmuş bir Premier Lige yükselme gerçeğinin olması bakımından çok doğru olmasa da, kendi düşünceme göre tuttuğum takımının renklerini değiştirilmesi, hele ki maviden kırmızıya geçiş gibi keskin bir geçişse, bu çok kolay kabul edilebilecek, alışabilecek bir durum olduğu düşüncesinde değilim. Sahaya baktığınızda o alışık olduğunuz, yıllardır gördüğünüz ve refleksif şekilde diğer takımlardan çok kısa bir zaman dilimde sizin için ayrılan ve farklılaşan o renkleri görmenin vereceği duyguyu, yeni renklerle tekrar sağlamanın biraz zaman alacağını düşünmekteyim.
Her yerde geçerli olduğu gibi ortada başarı olunca mualif kesimin sesi de çok fazla çıkamıyor, çıktığı kadarı da başarı rüzgarına kapılıp savrulup gidiyor.
Biz seneye Cardiff City' i maçlarının büyük çoğunluğunda evinde kırmızı, deplasmanda mavi formayla izleyeceğiz. Peki nedir ne değildir bu Cardiff City?
Öncelikle belirtmek gerekir ki Cardiff City, Swansea City gibi Galler' e bağlı bir futbol takımı. Bundan 5 yıl önce (2007-2008) FA kupası finali kazansalardı belki çok öncesinde bu bağlantıyı kesmek zorunda kalacaklardı, fakat kısmet bu seneye imiş. Premier Lige yükselmelerinin kesinleşmesiyle İngiltere Futbol Fedarasyonu tarafından uyarılmışlar ve Galler Futbol Federasyonu ile ilişkilerinin kesilmesi istenmiştir. En büyük başarıları yine FA kupasında 1927 yılında Arsenal ile oynadıkları final sonrası kaldırdıkları FA kupası. En son 1962 yılında İngiltere' nin en üst liginde olmuşlar. 1962' den beri İngilterede liglerin zirvesini görememişler. 2004' ten beri Championship' te zirveye ulaşma mücadelesi veriyorlardı. Son üç sene bunu playofflarda kaybettiler ve bu sene işlerini sağlama alıp şampiyon olarak Premier Lig' e yükseldiler. Takımı 2011 yılında bu yana Malky Mackay çalıştırmakta. Kadrosunda Craig Bellamy, Fraizer Campbell gibi Premier Ligin tozunu yutmuş oyuncular bulunmakta. Tabiki yeni sezonda takıma yeni oyuncular katılacaktır. Maçlarını 2009 yılında tamamlanan yaklaşık olarak 27000 koltuk kapasiteli Cardiff City Stadium' da oynuyorlar. 2013/14 sezonuna ait tüm kombilerin dün (29 Nisan 2013 - Pazartesi) bittiğini açıklamaları, Cardiff halkının Premier Lige büyük renk getireceğinin habercisi gibi.

25 Ocak 2013 Cuma

Yatacak Yeri Olmayanlar: Luis Suarez #3

Efsane çalışma.


Orjinali.

Yatacak Yeri Olmayanlar: Luis Suarez #2





...

Yatacak Yeri Olmayanlar: Luis Suarez #1

Maç izlerken, sahada gördükçe midemi bulandıranlar: Kendini her fırsatta yere atanlar. (bkz: goddamn divers, bunch of twatts, fucking losers.) Tabi bunların ağababaları özellikle son dönemdeki çikışıyla bize Sergio Busquets'i dahi unutturmayı başaran L. Suarez. 
Son gif videosu. Rakip defans oyuncusuna -adeta futbol hayatını bitirmek istercesine- arkadan çift dalıyor. Üstüne de sanki kendisi sakatlanıyormuşcasına inceden dizini tutarak numara yapıyor. Şu hareketi gördükten sonra 30 yılda öğrenmiş olduğum envai çeşit küfrün yine de bazı hislerimi ifade etmeye yetmediğini öğrendim. Madem daldın adam gibi dur lan! Şimdi bazıları diyecek ki çok sevdiğiniz Roy Keane, Materazzi, Vinny Jones da aynı hareketleri yapıyorlardı. Samuel L. Jackson abimiz ağzını bozmadan, kendi üslubuyla cevap versin.

- "Dogs got personality. Personality goes a long way."

Köpeklerde karakter var, bunda yok.





24 Ocak 2013 Perşembe

Hazard vs. Ball Boy

23 Ocak 2012 tarihinde oynanan Swansea - Chelsea maçında Eden Hazard'ın yaptığı harekete Kral'ın tepkisi. Ve Diarra'nın içten yorumu. 



1 Eylül 2012 Cumartesi

Premier League'de Transfer Sezonu Kapandı!

Premier League'de son bir hafta oldukça hareketli geçti. Özellikle son gün (31 Ağustos) yapılan transferler ligdeki dengeleri değiştirebilecek nitelikte. 






Manchester City transferin son gününde Inter'den, bundan 3-4 sene önce dünyanın en iyi sağ beki olarak gösterilen Maicon'u; Swansea'yi geçen sene sırtlayan birkaç oyuncudan biri olan Sinclair'i ve Fiorentina'dan genç defans oyuncusu Nastasic'i renklerine bağladı. Son dakikada da Real Madrid'in alt yapısından yetişen ve daha sonra Benfica'ya transfer olan eski Liverpool'lu Luis Garcia'nın kuzeni olan Javi Garcia'yı aldı. Nastasic transferinde Savic'i Fiorentina'ya gönderen City, Santa Cruz'u 1 yıllığına Malaga'ya kiraladı; De Jong'u -a.k.a kasap- da Milan'a sattı. Tam O'nun ligi. Dönüşü olmaz inşallah. Maicon, Azpilicueta ve Richards. Mancini sağ bekte tercih yapmakta zorlanabilir. Sinclair içinse doğruyu söylemek gerekirse üzüldüm. Umarım Adam Johnson gibi bu kadronun içinde kaybolup gitmez.



Tottenham da hareketli bir gün geçirdi. Modric'i Real Madrid'e, Van Der Vaart'ı da Hamburg'a satan Tottenham Lyon'dan Lloris'i alarak kaleyi güvence altına aldı. Fulham'dan, son güne kadar Liverpool ve Aston Villa'nın da almaya çalıştığı Dempsey'i ve Dembele'yi renklerine bağladı. Genç sağ bek Danny Rose'u ise Sunderland'a kiraladı.




Liverpool Nuri Şahin transferinde gülen taraf oldu. 4 numaralı formayı giyecek. Taraftarlar O'nun yeni Xabi Alonso olmasını diliyor. Şahin'in gelmesinin ardından C. Adam'ı Stoke City'ye, genç ortasaha Jay Spearing'i ise Bolton'a kiraladı. Leverkusen'den Türk asıllı genç forvet Samed Yeşil'i aldı. Bir dünya paraya aldığı Carroll'u da West Ham'a kiraladı. Big Sam yeni Kevin Davies'ini buldu, West Ham topu şişirmeye başlayabilir.




QPR yine boş durmadı. Bothroyd'u Sheffield Wednesday'e sattılar. Kaledeki "çuval" erken farkedildi ve Inter'den Brezilyalı file bekçisi Julio Cesar'ı aldı.  Marsilya'dan hem defansta hem de ortasahada oynayabilen Mbia'yı aldı. Ve karşılığında para artı problem çocuk Joey Barton'u 1 yıllığına kiraladı. Kesmedi, ortasahaya Real Madrid'den Granero'yu da aldı. Bu kadar yeni transferi bir arada oynatmayı başarabilirse Hughes büyük hocaymış diyeceğim. Takımı nerdeyse komple yenilediler.


Fulham ise bu ligin en "cool" forveti olan ve Van Persie'nin gelişiyle birlikte forma bulma şansı iyice azalan Dimitar Berbatov'u renklerine bağladı. Berbatov Tottenham'dayken eski hocası olan Martin Jol'la tekrar buluştu, bu sene son bir patlama yapabilir. Sunderland'den de K. Richardson'u aldılar.



Diğer kayda değer transferleri de sıralayacak olursak; Chelsea Wigan'ın etkili kanat oyuncusu Moses'i, Sinclair'i City'ye satan Swansea Valencia'dan Pablo Hernandez'i, Aston Villa Belçikalı Benteke'yi, Everton defansa FC Kopenag'dan Oviedo'yu, West Bromwich Dinamo Kiev'den sol bek Popov'u, Southampton Bologna'dan forvet arkası ve forvet mevkiinde oynayan Gaston Ramirez'i, Norwich City Rennes'den Tettey'i, Sunderland ise M. City'de adeta harcanmakta olan underrated Adam Johnson'u renklerine bağladı. Stoke City Blackburn'ün ortasaha oyuncusu N'zonzi'yi  kiralarken Chelsea Essien'i Real Madrid'e, Arsenal ise Bendtner'i Juventus'a kiralık olarak gönderdi.

28 Ağustos 2012 Salı

Premier League - 2. Hafta Değerlendirme


Haftanın Takımı :  Wigan 
   Topu rakip kaleye taşıma konusunda en önemli oyuncuları olan Moses' sız, kendisi Chelsea için ter dökecek artık, çıktıkları Southampton deplasmanında buldukları pozisyonları iyi değerlendirdiler ve 2-0 lık net bir galibiyet aldılar. Southampton Premier Lige yeni çıktığından dolayı bu galibiyet küçümsenebilir ve olması gereken oldu tarzında yorumlanabilir fakat ilerleyen haftalarda Southampton' ın potansiyeli ortaya çıktıkça bu galibiyetin önemi daha net anlaşılacaktır.

Haftanın Teknik Direktörü : David Moyes
   Geçen haftaki Manchester United galibiyeti ardından, bu hafta da Villa Park deplasmanında alınan 3 gollü net bir galibiyet. Bu sezon Everton' ın adından çok söz edecek gibiyiz. Bunun baş mimarı Moyes' tir. Sanırım artık bu başarılı formları sezon boyu devam edecek gibi. Sezonun süprizi olacaklar gibi duruyor.

Haftanın Oyuncusu : Ali El Habsi
   Takımının aldığı galibiyette en büyük pay ona ait. Southampton'ın ataklarına karşın kalesine gole kapattı ve takımının deplasmanda üç puan almasında büyük pay sahibi oldu. 

Haftanın Golü : Simeon Jackson (Norwich - QPR)
   Bir kaç gol arasından atak organizasyonu ve takım oyunu nedeniyle bu golü haftanın golü olarak seçtim. Snodgrass Jackson ' a, Jackson Holt' a, Holt Snodgrass' a, Snodgrass Pilkington' a, Pilkington' ın ortası ve Jackson bu güzel organizasyonu kafası ile bitiriyor. Forvetlerin sırtı dönük oynamasına, pası veren oyuncunun yerinde beklemeyip pas tercihi yaratabileceği yere kaçmasına, kanat bindirmesinin zamanlamasına ve nasıl orta yapılması gerektiğine dair ders niteliğinde bir gol.


24 Ağustos 2012 Cuma

Premier League Transfer Haberleri

Premier League Sezon Öncesi İnceleme yazısından bu yana gerçekleşen transferleri şöyle bir gözden geçirelim.


  • Tottenham uzatmalı sevgilisi Adebayor'a sonunda kavuştu. Forvet ihtiyaçları had safhadaydı. İsabetli bir transfer olmuş. Maliyeti 6,4 milyon €.
  • Newcastle United, Tiote'nin yokluğunda yaşayabilecekleri sıkıntıyı ortadan kaldırmak için Ajax'tan 23 yaşındaki Anita'yı 8,5 milyon €'ya renklerine bağlayarak  ortasahasını güçlendirdi.
  • Uzun yıllardır forvet sıkıntısı çeken Everton, Jelavic, Anichebe ve Naismith'li forvet hattını Belçikalı Mirallas'ı alarak kuvvetlendirdi.
  • Kuyt ve Maxi'nin gidişiyle kenar bölgede oynayacak oyuncusu azalan Liverpool, Galatasaray'ın da uzun süre almaya çalıştığı Fas asıllı Assaidi'yi renklerine bağladı. Son yıllarda pahalı transferler yapan Liverpool için Heerenveen'e ödenen 4 milyon  € ise oldukça uygun bir rakam. 
  • West Bromwich Rosenberg'i bedelsiz olarak kadrosuna kattı ve Chelsea'den de Lukaku'yu 1 yıllığına kiraladı. Lukaku iş yapacağını ilk hafta Liverpool maçında gösterdi zaten. 
  • Swansea defans hattını geçen sezon Genoa'da forma giyen 25 yaşındaki İspanyol asıllı Chico ile güçlendirdi.
  • İlk hafta Fulham'dan 5 yiyen Norwich City hemen Tottenham'dan Bassong'u alarak ve daha önce M. City'de de forma giymiş olan Garrido'yu Lazio'dan kiralayarak yaraya pansuman yapmaya çalıştı.
  • Son dönem menajerlik oyunlarında wonderkid olarak gösterilen genç sağ bek  Cesar Azpilicueta'nın Marsilya'dan Chelsea'ye transferi 7 milyon  €'ya tamamlanmış. Nokta atış olmuş.

  • Forvetsiz Sunderland bedelsiz olarak L. Saha'yı aldı. Sunderland, Premier League'de nerdeyse gezmedik takım bırakmayan Fransızın 6. takımı. Yetmeyeceğini Sunderland yönetimi de görmüş olacak ki Wolves'un acar forveti Fletcher'ı da bitirmiş.
  • Stoke City, Mutlu'nun çok beğendiği geçen sene küme düşen Wolves'un kanat oyuncusu Kightly'yi  3,5 milyon  €'ya renklerine bağladı.
  • West Ham United da Wolves'in diğer kanat oyuncusu Jarvis'i 10 milyon  €'ya almış durumda. Batan geminin malları gibi görünse de 10 milyon iyi para.  
  • Wigan forvete Aruna Kone'yi defansa ise Ivan Ramis'i aldı.
  • QPR transfere doymadı, Chelsea'den ayrılan Bosingwa ile anlaştı. Bu QPR'nin bu sene yaptığı 8. transfer. 
  • Manchester United ise hem hem defansın hem de ortasahanın solunda oynayabilen 23 yaşındaki Alexander Büttner ile 5 yıllık sözleşme imzaladı.  Vitesse'ye ödedikleri rakam 5 milyon  €.
  • Eto'o bitmiş...
Premier League'de transfer sezonunun sona ermesine sadece 1 hafta kaldı. Bu bir haftanın da oldukça hareketli geçeceği aşikar. Nuri için Liverpool ve Song'u Barcelona'ya kaptıran Arsenal kıyasıya yarışıyor. Modric'in durumu netleşmedi. Bu sene transferde sessiz kalan M. City A. Bilbao'lu Javier Martinez'in peşinde. Chelsea D. Luiz'i Barcelona'ya satabilir. Torres'e güvenemeyen -doğal olarak- Di Matteo Lewandowski'nin peşinde. Her an Moses'ı da alabilirler. Transfer döneminin çılgını QPR'nin hocası Hughes'un R. Green'in ilk maçtaki performansını gördükten sonra bonservisi elinde olan Boruc'u alabileceği söyleniyor. Alırken aklın nerdeydi diye sorarlar adama.